Tesisat Dergisi 16. Sayı (Temmuz-Ağustos 1995)

fakirliğe karşı çıkışın değişik öğelerini, iş bulmayı, yiyecek, enerji, su sağlama, sağl ık konularındaki temel gereksinmelerin karşılanmasını, biyolojik çeşitliliğin korunmasını, kaynak tabanının korunması ve zengin leşti r iI mesin i , teknoloj i ni n yeniden yapılanmasını, risklerin kaldı rılmasını, ekonominin çevreye dost olabilecek biçimde yeniden düzenlenmesini, nüfusun denetim altı nda tutulması v.b. pek çok değişikliği önermeye olanak vermektedir. Ama bunların hangisinin önerilebilir ve gerçekleştirilebilir olduğunu en genel terimiyle toplumsal ya da siyasal mücadeleler belirleyecektir. so-syal mücadelelerin işlevini bir kavramın yerine getirebileceğini varsaymak yanılgı olur. Sürdürülebilirliğin bu mücadelede bir kazanım olduğunu kabul ederek içini doldurmakta ek kazanımlar sağlamaya çalışmanın şimdilik en doğru yol olacağı söylenebilir. Çözümlerin İnsan Merkezli Olması: Habitat ll'nin hedeflerini de belli ölçüde belirlemiş__bulunan__Rio D_eklarasy_on unu n_ bi[inci maddesinde s_ ü rd ü rü lebili r_ kalkı n ma_hedefinin merkezinde_insanın_bulunduğu b_elictilmiştiL Bir çözümün merkezinde insan bulunması ise insan haklarıyla temellendirilmiştir. '.'..İnsanların sağlıklı ve_verimli_ bir_yaşamı_ doğa_ile bi[likte uyum_içinde sürdürmeye hakkı_vardır.'.'. denilmiştir. Biraz son ra üzerinde d u racağımız Habitat ll'nin herkese yeterli konut hedefi de İnsan Hakları Beyannamesinde ve Uluslararası Ekonomomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesinde temel insan haklarından biri olarak tanımlanmıştır. ister yerleşme düzeyinde ister konut düzeyindeolsun bu haklarıtektekhaklar olarak düşünmek doğru olmaz. Tüm ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal haklar birbirine bağlı bir bütündür, dolayısıyla eşit öneme sahiptir. Bu nedenle de yasaya karşı konumları aynı olmalıdır. KONFERANS Böyle bir bakış açısı altında bir hakkın gerçekleştirilememiş olması sadece bir hakkın ihlal edilmiş olması anlamına gelmez. Diğer_haklar_daJblal_edilmiş olur. Örneğin konut hakkının gerçekleştirilmemiş olması, kişi yaşamının mahremiyeti (privacy), dolaşım özgürlüğü,_ayr_ımcılığa uğramama,_kişisel_güvenlik,_ sağlık, çevresel haklar, yasa ka[şısında eşitlik, v.b._birçok_hakkın jhlalL anlamını taşır. İnsan haklarını tanımlamak tek başına yeterli olmaz. Bu hakların nasıl yaşama geçirileceğine, bir kişinin bu konudaki hakkının nasıl garanti altına alınacağına açıklık kazandırmak gerekir. Bu hakkın ihlalini kim önleyecektir? Kişiler bu hakkı kimden talep edeceklerdir? Bu soruların yanıtlanabilmesi bireyin üstündeki toplumsal örgütlenmelerin varlığını, başka bir deyişle devletin varlığını gerekli kılmaktadır. Kon ut hakkı gibi hakların gerçekleştirilmesi ise yalnız yasal düzenlemeler ve bunların uygulanmasıyla sağlanamaz. Bu konuda yeterli kaynağın sağlanmasını ve harekete geçirilmesini gerektirir. Günümüzdeki gibi devletin küçültülmesi söyleminin hakim olduğu bir dünyada bu saptama özellikle önem kazanmaktadır. Şu ya da bu biçimde devlet bu hakların sağlanması için devrede kalacaktır. Devletin bir aktör olarak bu alandan dışlanması, insan haklarının gerçekleştirilmesinden vazgeçmek anlamını taşır. Çözümlerin insan merkezli olmasını insan hakları çerçevesinde açıkladıktan sonra sorulması gereken bir soru kurulan bu ilişkinin yeterli olup olmadığıdır. İnsan merkezli olmayı, insan haklarıyla ilişkilendirmenin gerekli olduğu ama yeterli olmadığı söylenebilir. İnsan merkezli çözümler insana insan haklarının ötesinde bir duyarlılığı da gerektirir. İnsan haklarının sürekli olarak genişleyen bir çerçeve olduğu düşünülürse, bu duyarlılıkların gelecekte insan haklarının genişlemesine katkıda bulunacağı da anlaşılır. Herkese Yeterli Konut Habitat l l'nin hedeflerinden ikincisi 12 herkese yeterli konuttur. Bu hedefin birinci öğesi olan '.'..he[kese_ konut.'.'. açıktır, toplumun bütün kesimlerini kapsamayı amaçlamaktadır. Özellikle kadınları ve toplumun güçsüz kesimlerini; düşük gelirlileri, kimsesiz çocukları, yaşlıları, özürlüleri v.b. göz önüne almaktadır. Oysa tanımın ikinci öğesi olan "yeterli konutun" nasıl tanımlanacağı açık değildir. Birleşmiş Milletler dokümanlarında yeterlilik altı boyutuyla tanımlanmıştır. Bunlar yararlananın bütçesine uygun olmak (affordable), kullanma güvenliği (tenurial security), yapı sağlamlığı, altyapı bağlantılarının varlığı ile istihdama ulaşabilirlik ve bulunduğu mahallenin servislerinin (community services) varlığıdır. Bu tanım iki bakımdan ilginçtir. Bunlardan birincisi konut sorununun istihdamla şıkı ilişkisinin kurulmuş olmasıdır. (B,u ilişki kurulurken ev ve işyerinin ay(ı olması esas alınmıştır, oysa ev ve işyerinin birlikteliği de düşünülebilir) istihdama ulaşılabilir (accessible) olma biryandan işyerineyakın olmayı, ulaşım harcamalarının düşük olmasını içerirken öte yandan istihdam sahibi olmayı ya da iş bulmasını kolaylaştırıcı bir konumda bulunmasını içerirler. Birleşmiş Mil letlerin fakir aileler için verdiği öncelik işedir, konut daha sonra gelmektedir. İkincisi ise yeterliliğin sadece yararlanıcı açısından tanımlanmış bulunmasıdır. Oysa konutun kültürel bir artifact olma niteliği onun toplum açısından yeterliliği sorusunu da ortaya çıkarmaktadır. Aslında kullanıcı bakımından yeterli görülen bir konut, toplum bakımından yeterli yani meşru görülmeyebilir. Herkese yeterli konut sağlanması Birleşmiş Milletlerce ulus devletlerinin sorumluluğu olarak görülmektedir. Ulus devletlere böyle bir sorumluluk yüklenmesi, yeterli konutun bir insan hakkı olarak kabul edilmesindendir. Sorun ve Çözüm Arasındaki Diyalektik İlişki ister konut, isteryerleşme konusunda olsun bir sorun çözülmeye

RkJQdWJsaXNoZXIy MTcyMTY=